Öyküler genellikle bir, iki, en fazla üç oturuşta yazdığım metinler oluyor. En uzun öykü olan Aydınlık&Karanlık bile, bir hafta kadar bir sürede çıkmıştı ortaya... O an hissedilen şeyleri, o an akıldan geçiveren şeyleri, bir duygu patlaması sonucunda sayısı üç ile on üç arasında değişen bir grup sayfanın üzerine toplaması pek de zor değil.
Fakat konu roman olunca durum bayağı büyük bir şekilde değişiyor..:) On senedir hayalim iyi bir yazar olmak, ve sadece tek bir romanı bitirebildim... İnsan, lanet olsun, yazdıkça öğreniyor, ve bu uğurda sayısız sayfayı doldurduktan sonra bir kenara atması gerekebiliyor. Yine de umut duymak lazım, yeterli olgunluğa erişince devamını yazamadıklarımın sonunu getirebileceğime inanıyorum. Aylar, hatta seneler boyu gerçek hayatta üzerinde yaşanan dünyadan başka bir şehri, gezegeni, çağı yaşamak gerekse bile, varolmayanı yaratmak kadar güzel bir şey sanırım yok ve hiç bir zaman olmayacak da.